11 Eylül 2012 Salı

UEFA'ya Son UYARI !


To Mr Platini, Mr. Infantino and UEFA Discipline Committee Members,

A columnist of Hurriyet newspaper, Mehmet Aslan, in Turkey wrote an article on 10.09.2012 regarding the meeting between the Prime Minister of Turkey and president of UEFA that took place on 22nd of March 2012. According to him, Mr. Recep Tayyip Erdogan and Mr. Michael Platini aggreed on finding a way to save Fenerbehce FC from being penalised for match fixing offences they were involved in 2010-2011 season.

This claim would not be taken seriously under normal circumstances, but you must aggree that UEFA has not been acting according to the rules and regulations lately that they have to follow whilst running the European football.

UEFA Discipline Committee should have announced their decision regarding the match fixing case of Fenerbahce FC long time ago, but they are yet to make a decision on this matter despite all solid evidence proving that Fenerbahce FC were involved in several match fixing activities.

Turkish citizens were ready for Turkish Authorities to bend the rules to save Fenerbahce FC, but were not expecting UEFA being a part of this crime too. Mr. Michel Platini and Mr. Gianni Infantino announced several times that UEFA is strict on Zero Tolerance to Match Fixing policy, but the decision is yet to be announced and this delay increases the concerns amongst Turkish football fans that the rumours about UEFA and Discipline committee members were bribed by people and organisations to save Fenerbahce FC from being penalised.

Despite all previous examples such as; relegation of Juvestus FC, Marseille FC and O.Valou FC to a lower division due to match fixing offences, Fenerbahce FC is still not only competing in Turkish Super League, but also competing at European Cups too. This is disgrace to football and unacceptable for UEFA to allow a team to participate in European Cups, whose president, vice presidents and several board members were sentenced to imprisonment for match fixing offence by Turkish Court.

The later UEFA leave the decision the worse the rumours will get and leaving Fenerbahce FC unpunished will be the proof of corruption at UEFA and its committees. Therefore, I would like to ask you once more to follow your rules and regulations on this matter and make the right decision for the sake of protecting the soul of the game and make people beleive that there still is JUSTICE in football and UEFA is there for the game to be played FAIRLY.

Finally, you need to know that, as Trabzonspor FC fans and club members we are forcing our club to take this matter to FIFA and CAS and complaing about UEFA  for not taking the right actions against match fixing crime. You have to understand that WE WILL NOT LET THIS CASE GO UNLESS FENERBAHCE FC IS PENALISED.

Yours truly,

ADINIZ SOYADINIZ


Adresler:


2 Eylül 2012 Pazar

Herkes Suçlu

İki takımın bu haliyle gol atmasının mucizelere bağlı olduğu ilk 45 dakikada kaleye gönderilen toplam sekiz şuttan hiçbir tanesinin isabetli olmamasında oyuncuların vurdumduymaz tavırlarının yanında yeteneklerinin de kısıtlı olmasının payı büyüktü.

Trabzonspor takımı rakip kim olursa olsun, hangi taktik anlayışıyla oynarsa oynasın bir türlü oyuna ağırlığını koyamıyor. Bunda oyuncuların birbirleriyle olan yardımlaşmalarının eksikliğinin yanı sıra sürekli yan ve geri pas yapmalarının ve sorumluluk almaları beklenen Zokora ve Sapara’nın etkisiz ve kaçak oyunların da payı oldukça fazla.

Her iki takım adına da gelmesi mucizelere bağlı olan gol Antep adına Mustafa Yumlu mucizesiyle geldi. Antep’in ligdeki ilk golünde en az Mustafa kadar payı olan diğer bir oyuncu da Zokora idi. Serdar Özbayraktar’ı fiziksel olarak değil de gözleriyle takip etmeyi tercih eden siyahi futbolcu geldiği günden bu yana yarattığı hayal kırıklığına bu maçta da devam etmiş oldu.

Hocasının ve başkanının yapılan yanlış ve eksik transferler için sürekli basın yoluyla birbirlerini suçladığı bir takımın sahadaki oyuncularının 10 kişi kalan rakibi karşısında bile geride oldukları bir karşılaşmada bu kadar vurdumduymaz tavırlar sergilemesi balığın maalesef baştan koktuğunun belgesidir.

Futbol her türlü sonuca açık bir karşılaşmadır ve yenmek kadar yenilmek de oyunun bir parçasıdır ama milyon avroları alıp sahada uyur gezer gibi dolaşmak en hafif tabiri ile taraftara karşı saygısızlıktır. Antep karşılaşmasında alınan yenilgide başkanından hocasına, futbolcusundan malzemecisine kadar bu çatı altında bulunan herkesin suçu var. Artık herkesin suçunu kabul edip telâfi etmek için elinden geleni yapma zamanıdır.
Bu kulübü bu kadar acziyet içine düşürmenin ismi ya da unvanı ne olursa olsun hiç kimsenin hakkı yok. Ya bu yarattığınız garabetin sorumluluğunu alın ve düzeltin ya da bu işi yapamadığınızı kabul edip yapabilecek olanların önünü açın.

26 Ağustos 2012 Pazar

Mücadelenin Zaferi

Karşılaşmaya formsuzluklar ve sakatlıklar dolayısıyla ilk iki resmi maça oranla farklı bir kadroyla çıkan Trabzonspor, yapılan değişikliklerin semeresini hücum etkinliği anlamında fazlasıyla aldı. Her ne kadar birlikte oynamamış olmanın ve oyuncu kalitesinin yeterli seviyede olmamasının verdiği aksaklıklar olduysa da bordo mavililer önceki karşılaşmalara oranla sahada daha üretkendiler. Bu üretkenlik sonucu yakalanan pozisyonlardan bir tanesinde karşılaşmanın TS adına en kötü performans sergileyen oyuncusu Vittek’in ayağından gelen gol, bordo mavililerin soyunma odasına önde girmesini sağladı.

Ligin yeni takımı Elazığspor belli ki Avni Aker stadına gelirken maçı kazanmaktan çok bir puan alabilir miyimin planlarını yapmış. Savunmasını kalabalık tutan misafir takım, yakalayacağı ani ataklarla gol bulmayı düşündü ilk 45 dakikalık dilimde. Buna karşın oyunu rakip yarı sahaya yıkma gayretinde olan bordo mavililer Alanzinho ve Soner’in etkili oyunu sayesinde bunu büyük ölçüde başardı. Bu karşılaşma bir kere daha gösterdi ki gerek Alanzinho gerekse Soner bu takımın olmazsa olmaz iki oyuncusudur.

Trabzonspor için olmazsa olmaz bir başka durum da Şenol Güneş’in bu takımda formayı hak edenlere vermek zorunda olduğudur. Her ne sebeple olursa olsun, adı ne olursa olsun hiçbir oyuncunun kaprisi ve ukalalığına müsamaha gösterilmemelidir. Sanırım sahada olanlarla olmayanların performansları karşılaştırıldığında ne demek istediğim net olarak anlaşılacaktır.

Trabzonspor açısından en düşündürücü olan ise savunmada kim oynarsa oynasın bir türlü istikrarın sağlanamaması ve amatör kümede yapılmayacak hataların bu maçta da tekrarlanmış olması. Her ne kadar yetenekleri ve oyun bilgisi kısıtlı oyuncular da olsalar bu denli bariz hatalar hiçbir bordo mavili oyuncuya yakışmıyor. Elazığspor’un yapılan bu hatalardan faydalanamamış olmasında forvet oyuncularının beceriksizliği kadar şanssızlığının da payı vardı. Her rakibin bu kadar cömert olmayacağını düşünürsek Şenol Güneş’in asıl konsantre olması gereken bölgenin savunma olduğunu söyleyebiliriz.

Bugün bir kere daha net bir şekilde görüldü ki Trabzonspor takımı şayet maç kazanmak istiyorsa en az rakibi kadar mücadele etmeli ve maçı kazanmayı da yine en az rakibi kadar istemeli. Takım içinde oyunun sıkıştığı anlarda kontrolü ele alacak ve bazı maçları tek başına kazanabilecek oyuncu olmadığından tüm takım birlik olup birbirlerine yardımcı olarak ve birbirlerinin açığını kapatarak oynamak zorunda. Mücadelenin ve yardımlaşmanın eksik olduğu maçlar Trabzonspor açısından hep sıkıntılı geçecektir.

Sonuç olarak Şenol Güneş ve talebeleri kazanmaları gereken bir karşılaşmadan galip ayrılarak hem lig için hem de önlerindeki Avrupa kupası maçı için kendilerine gerekli olan moral motivasyonu sağlayarak çıkmış oldular. Bu galibiyetin oyuncuların kendilerine olan güvenlerini arttırdığını umarak deplasmanda oynayacakları Videoton maçından gerekli sonucu alarak döneceklerini tahmin ediyorum.

18 Ağustos 2012 Cumartesi

Görünen Köy

Trabzonspor düşmanlığını her geçen gün bir ileri boyuta taşıyan TFF, bu sıcakta ligin tek gündüz maçını ebedi düşmanına layık görerek insan hayatına kast eden ilk ve tek federasyon olarak Guinness rekorlar kitabına geçmediyse bile tarihin karanlık sayfalarındaki yerini almıştır.

Ligin ilk maçı olması ve zeminin bozuk olmasının da etkisi olsa bile Trabzonspor takımının bu denli yüksek pas hatasıyla oynaması düşündürücü. Bordo mavililerin ne yaptığının belli olmadığı 90 dakikanın tek güzel organizasyonunun golle sonuçlanması Serkan, Soner ve Volkan’ın art arda yaptıkları olumlu hareketlerin meyvesiydi. Bu tür varyasyonları bu sene sık sık izlemeyi temenni ediyorum.

Burak Yılmaz’ın takımdan ayrılmış olmasının özellikle Volkan ve Olcan’a olumlu katkı yapacağını ve takım oyununa da artı yönde yansımalar yapacağını öngördüğüm bir sezonda Soner’in de bu takıma katkı yapabilecek bir potansiyele sahip olduğunu bu maçta görmüş olduk.

Geldiği günden bu yana bu takımda ne oynadığını anlayamadığım Zokora cephesinde de değişen bir durum yoktu. Değişmeyen bir diğer olumsuzluk da savunmanın dağınık hali… Gayretlerine ve iyi niyetlerine emin olduğum savunma oyuncularının bu denli hata yapıyor olmasının tek açıklaması yeterlilik sıkıntısı olmalı. Sapara’nın bu formuyla Colman’a alternatif  olamayacağı, Vittek’in bu yükü kaldıramayacağı, Celutska ve Ferhat ile sol bek açığının kapanamayacağı da eksik bölgelere gerekli takviyeleri yapamayan yönetim tarafından doğru okunmalı.

Vittek’in oyundan çıktığı dakikalarda santraforsuz oynamak yerine Alanzinho’nun bile bu bölgede görevlendirilmesi yakalanan kontra atak pozisyonlarının bordo mavililer lehine değerlendirilmesini sağlayabilirdi. Koca bir 90 dakika durumu idare etmeye çalışan Trabzonsporlu oyuncular geliyorum diyen golü Tolga’nın yaptığı büyük hata sonucunda kalesinde gördü. Şenol Güneş’in Tolga konusunda duygusal davranması ve kaleyi Onur’a teslim etmemesi bu takıma bu yönde daha çok puan kaybettireceğe benziyor.

Özetle Trabzonspor takımı oyun anlamında da oyuncu anlamında da güç kaybetmeye ve sıradanlaşmaya devam ediyor. Yenilen beraberlik golünden sonra Trabzonspor takımının atak bile geliştirememiş olması ve ev sahibi karşısındaki düştüğü aciz durum ise tam anlamıyla utanç dakikalarıydı. Geçen sene şike süreci ve sıkışık takvimin arkasına sığınanların artık bu bahanelerin de kalmadığını bilmesi gerekiyor.