25 Eylül 2012 Salı

Açıklama

Yavuz Saltık’ın yaptığı açıklamalar üzerine BMN yöneticisi ve olayın dolaylı yoldan tarafı olduğum için bir açıklama yapma ihtiyacı hissettim.

Biliyorum çoğunuzun önceliği Trabzonspor ve ne gruplarla ne de oluşumlarla ilgili değilsiniz. Bu yüzden gerek twitter ortamında gerekse diğer ortamlarda çeşitli grup ve kişilerin birbirlerini suçlamaları ve ortaya attığı iddialar canınızı sıkıyor ve daha da önemlisi sizi ilgilendirmiyor.

Ben de açıkçası kişilerle uğraşmaktan ziyade Trabzonspor için ne yapılabilirin peşinde olan bir kişi olarak aynı duygu ve düşüncelere sahibim. Yakın bir geçmişe kadar da 3 Temmuz sürecinden bu yana Trabzonspor için elimden gelen mücadeleyi bireysel olarak sürdürdüm.

Daha sonra bu mücadeleye destek veren çeşitli kişi ve kurumlarla birlikteliklerim oldu ve asıl amacım olan Trabzonspor’un çalınan şampiyonluğunu geri alabilmek adına kendi aklım ve bilgim çerçevesinde çalışmalarım oldu. Bunların büyük bir kısmını oluşturan mail kampanyalarına verdiğiniz destekle de bu çalışmalar amacına ulaşmış oldu.

Bunun yanında gerek bu davada mücadele eden kişilerle gerekse BMN kadrosuyla yakınlaşmam sonucunda reklamını yapmayı hiçbir zaman uygun bulmadığım değişik işler içinde de bulundum ve bu dönemde yalnız başına mücadele vermenin zorluğunu gören bir kişi olarak gerek kişilerin gerekse BMN’nin  yanında olmaya bana ihtiyaç duyulduğu zaman da hizmet etmeye çalıştım ve kendimi görüş olarak yakın hissettiğim BMN’de de yöneticiliğe başladım.

Bu açıklamayı da Yavuz Saltık’ın gerek Ahmet Badur gerekse Metin Külünk hakkında ortaya attığı iddialara kendi penceremden açıklık getirmek amacıyla yapıyorum.

Yavuz Saltık’la tanışmam BMN yönetimiyle tanışmamdan önceye dayanır. Kendisiyle tanışıklığımız twitter üzerinden olmuştur ve mail ve telefon yoluyla da temasımız olmuştur. Gerek noter aracılığıyla çekilen ihtarnamelerde gerek olayın başındaki planlamalarda fikir alış verişinde bulunduk.

Şimdi size bu olayın çıkış noktasını ve kendi adıma bire bir yaşadığım ve gördüklerimi  maddeler halinde aktaracağım.
1.       Yaz başında ortak bir tanıdığımız vasıtasıyla Yavuz Saltık’ın çeşitli eylemler için TS kulübü adına organizatörlük yaptığını ve kulübün ayırmış olduğu bütçeyi kendisinin idare ettiği bilgisini aldım. Bunun üzerine yine bu tanıdığımızın yanında Yavuz Saltık’a telefon açtım. Kendisine Avrupa’daki gazetelerde ilan vermemizin yararımıza olacağını bütçe uygunsa benim bu görevi üstlenebileceğimi ve Avrupa’ya gidip gerekli çalışmaları yapabileceğimi söyledim. Yavuz Saltık da bana evet kulübün tahsis ettiği paranın bitmek üzere olduğunu ve çeşitli faaliyetlerde kullanıldığını iletti.
2.       Yavuz Saltık’ın twitter’da Ahmet Badur’a ithafen dile getirdiği ‘Ahmet Badur benim için TS’dan para alıyor, eylemcilere de bu yönde para dağıtılıyor’ iddiası ASILSIZDIR.
3.       Ahmet Badur ve Metin Külünk’e böyle bir bütçeden söz eden ve bu bütçenin de Yavuz Saltık tarafından yönlendirildiğini söyleyen kişi benim. Ama hiçbir zaman ve hiçbir yerde Yavuz Saltık bu parayı kendine alıyor ya da eylemlere gelenlere dağıtıyor gibi bir beyanım olmadığı gibi Ahmet Badur’un da bu yönde bir ithamı YOKTUR.
4.       Yavuz Saltık da twitter’daki yazılarında bu söylediğimi ajans yoluyla paralar dağıtıldı şeklindeki tweetiyle onaylamıştır.
5.       Ahmet Badur’un bu konuda yazdığı özel mesajları da Ahmet’ten rica ettim ve tarafıma gönderdi. Orada da bu yönde bir itham yok. Ahmet orada bu tür organizasyonlara önceden TS kulübünün sponsor olduğunu, BMN’nin ise kendi kaynaklarıyla eylem yaptığını soruyu soran arkadaşa anlatıyor.
6.       Atılan mesajların başını dikkate almadan sadece belli bir bölümü üzerinden yorum yapmak DOĞRU DEĞİLDİR.
7.       Her hangi bir BMN yöneticisinin Yavuz Saltık’ın kendi cebine para attığına ya da eylemlere katılanların para aldığına dair bir yorum, mesaj ya da açıklaması YOKTUR.
8.       Bu tür iddiaları ortaya atanlarını ispat etmeye davet ediyorum. Şayet edemezlerse gerekli mercilerde gerekli makamlar tarafından ispat etmeleri istenecektir.

Son olarak ben Ender Kuyumcu ve tanıdığım bütün BMN yöneticileri açık yüreklilikle diyoruz ki; TS adına isteyen istediği eylemi yapabilir, isteyen istediği kişi ve kurumla hareket edebilir, bu tamamen kişilerin kendi hür ve özgür kararıdır ama BMN’ye çeşitli eylemlere neden katılmadığı, bu eylemler hakkında görüşleri artık sorulmasın. BMN destek vermesi gerektiğini düşündüğü eylemlere destek veriyor, bunun yanında da BMN olarak da sosyal sorumluluk ve TS özelinde kendi kaynaklarıyla çeşitli faaliyetlerde bulunuyor. Bu durum bundan sonra da bu yönde devam edecektir.

Saygılarımla,
Ender Kuyumcu

24 Eylül 2012 Pazartesi

Olmayınca Olmuyor

Takımdaki önemli eksiklere rağmen Şenol Güneş’in öğrencilerinin bu denli cesur, bu denli istekli olmalarını açıkçası ben de beklemiyordum maçtan önce. Top rakipteyken takım halinde topun arkasına geçen bordo mavililer, topu kaptıklarında ise kalabalık bir şekilde yüklendi rakip kaleye. Bunda geçen senenin aksine tek oyuncuya dayalı bir hücum düzeninin olmamasının yanı sıra, dünkü muhteşem karşılamanın da futbolcuların üstünde yapmış olduğu etkinin de payının olduğunu düşünüyorum.

İlk yarı boyunca taktik anlamda doğruları yapan Trabzonspor’un iki önemli eksiğinden ilki ortadan yüklenen rakibe karşı verilen açıklar ve tipik bir santraforunun olmamasından kaynaklı yaşadığı sıkıntılardı. Halil’in rakip eksiltememesinin ve hücum presinin zayıflığı, Olcan’ın da etkili olabilecek pozisyonları kolayca harcaması sonucu gol yollarında etkili olunamadı.

Karşılaşma boyunca taktik anlamda doğruları yapan Trabzonspor’un rakibin de temposuz oyununun katkısıyla yakaladığı net pozisyonları Olcan’ın akıl almaz bir şekilde harcaması bu maçın kazanılamamış olmasının en önemli nedeniydi. Her şeye rağmen 55. Dakikadan sonra oyundan düşen orta saha kenardan takviye edilebilmiş olsaydı maçın sonuna doğru yakalanan pozisyonları daha erken yakalama ve pozisyonların sayısını da arttırma imkânı doğabilirdi.

Şenol hocanın oyuncu değişiklerinde bu kadar gecikmesi, Olcan dururken maçın en diri ve en faydalı oyuncularından biri olan Yasin’i oyundan alması, Fenerbahçe orta sahasının iyice oyundan düştüğü dakikalarda Alanzinho’nun oyundan çıkıp Janko’nun oyuna dahil olması anlam veremediğim hamlelerdi.

Trabzonspor takımı çok net pozisyonlar yakaladığı ve rahatça galip gelebileceği bir karşılaşmada biraz şanssızlık bolca da beceriksizlik sonucu sahadan beraberlikle ayrılmak zorunda kalmış olsa da takım halinde taktik disipline bağlı olarak oynamaları, yardımlaşmaları ve arzulu oyunları ilerisi adına olumlu sinyallerdi.

Bugün olduğu gibi bazen olmayınca olmuyor ama Sapara ve Yasin’in gün geçtikçe takıma alışmaları ve artan formları, Bamba’nın mücadele gücü, olası Janko takviyesi ve sakat oyuncuların da takıma katılmasıyla birlikte Trabzonspor ilerleyen haftalarda daha olumlu futbol oynayacak ve arzuladığı sonuçları da alacaktır.  

16 Eylül 2012 Pazar

Onur'lu 3 Puan

Milli maçlar nedeniyle lige verilen aranın Trabzonspor’a olumlu yansıyacağını umanları hayal kırıklığına uğratan bir ilk yarı izledi bordo mavili taraftarlar. Bunda eksik oyuncuların payı olduğu kadar sahadaki alternatiflerinin de yetersizliğinin payı vardı.

Geldiği günden bu yana ha bugün ha yarın derken bir türlü beklentileri karşılayamayan Henrique’nin her pozisyonda yerde kalmasının mantıklı bir açıklamasının olamayacağını düşünüyorum. Top kontrolü ve gol vuruşu bu denli vasat olan bir santraforla sahaya çıkmak ben bu maçta gol şansımı mucizelere bırakıyorum demektir. Bir de O’na Yasin ve son dönemlerdeki en iyi oyunu oynamasına rağmen Halil’in gol vuruşlarındaki eksiklikleri eklenince ilk yarı boyunca beklenen mucize gerçekleşmemiş oldu.

Maçların orta sahalarda kazanıldığını düşünen biri olarak savunma ve hücum oyuncularının bütün yetersizliklerine rağmen Trabzonspor için asıl sorunun oyun içinde sorumluluk almayan orta saha oyuncuları olduğu kanaatindeyim. Dikkat edilirse dönem dönem kıpırdanan orta saha, pozisyon üretmede sıkıntı çekmediği gibi oyunun kontrolünün de Trabzonspor’da olmasını sağladı.

Zokora ve Sapara’nın kaçak oynadığı ve sorumluluk almadığı dönemlerde ise rakip takım hızlı oyuncularının da yardımıyla Trabzonspor kalesine gelmekte ve pozisyon bulmakta zorlanmadı. Geçen sezon kiralık oynadığı Gaziantepspor’da olumlu bir performans ortaya koyan Sapara’nın Colman ve Soner’in yokluğunda kendisine verilen şansı daha iyi değerlendirmesini beklerdim.

Emerson’un savunmadan ziyade takımın hücumuna daha fazla katkıda bulunacağı izlenimi edindiğimiz, Zeki’nin sırıtmadığını gördüğümüz, Janko için fikir edinemediğimiz karşılaşmada Halil’in güzel vuruşuna kalecinin de yaptığı katkıyla 58. dakikada gelen gol kadar Onur’un 90+2. Dakikada yaptığı muhteşem kurtarış bordo mavililerin kendi sahalarında oynadığı ikinci karşılaşmadan da galibiyetle ayrılmasını sağladı.

Ligin beşinci haftasında deplasmanda Fenerbahçe’ye konuk olacak olan Trabzonsporlu oyuncuların o maçta bugüne oranla çok daha fazla mücadele etmesi ve daha fazla yardımlaşması gerekiyor. Bugün sahada olamayan oyuncuların da kadroya katılacağını var sayarsak doğru taktik, doğru kadro ve mücadeleci bir oyunla İstanbul deplasmanından da en azından bir puan alarak dönülebilir.

11 Eylül 2012 Salı

UEFA'ya Son UYARI !


To Mr Platini, Mr. Infantino and UEFA Discipline Committee Members,

A columnist of Hurriyet newspaper, Mehmet Aslan, in Turkey wrote an article on 10.09.2012 regarding the meeting between the Prime Minister of Turkey and president of UEFA that took place on 22nd of March 2012. According to him, Mr. Recep Tayyip Erdogan and Mr. Michael Platini aggreed on finding a way to save Fenerbehce FC from being penalised for match fixing offences they were involved in 2010-2011 season.

This claim would not be taken seriously under normal circumstances, but you must aggree that UEFA has not been acting according to the rules and regulations lately that they have to follow whilst running the European football.

UEFA Discipline Committee should have announced their decision regarding the match fixing case of Fenerbahce FC long time ago, but they are yet to make a decision on this matter despite all solid evidence proving that Fenerbahce FC were involved in several match fixing activities.

Turkish citizens were ready for Turkish Authorities to bend the rules to save Fenerbahce FC, but were not expecting UEFA being a part of this crime too. Mr. Michel Platini and Mr. Gianni Infantino announced several times that UEFA is strict on Zero Tolerance to Match Fixing policy, but the decision is yet to be announced and this delay increases the concerns amongst Turkish football fans that the rumours about UEFA and Discipline committee members were bribed by people and organisations to save Fenerbahce FC from being penalised.

Despite all previous examples such as; relegation of Juvestus FC, Marseille FC and O.Valou FC to a lower division due to match fixing offences, Fenerbahce FC is still not only competing in Turkish Super League, but also competing at European Cups too. This is disgrace to football and unacceptable for UEFA to allow a team to participate in European Cups, whose president, vice presidents and several board members were sentenced to imprisonment for match fixing offence by Turkish Court.

The later UEFA leave the decision the worse the rumours will get and leaving Fenerbahce FC unpunished will be the proof of corruption at UEFA and its committees. Therefore, I would like to ask you once more to follow your rules and regulations on this matter and make the right decision for the sake of protecting the soul of the game and make people beleive that there still is JUSTICE in football and UEFA is there for the game to be played FAIRLY.

Finally, you need to know that, as Trabzonspor FC fans and club members we are forcing our club to take this matter to FIFA and CAS and complaing about UEFA  for not taking the right actions against match fixing crime. You have to understand that WE WILL NOT LET THIS CASE GO UNLESS FENERBAHCE FC IS PENALISED.

Yours truly,

ADINIZ SOYADINIZ


Adresler: